Anasayfa Makaleler Güç, Çıkar Grupları Arasında Bölünür
Güç, Çıkar Grupları Arasında Bölünür



Güç, Çıkar Grupları Arasında Bölünür

 

Prof. Demirbağ, “Anglosakson ve Kara Avrupası Hukuk Sistemlerinde Şirketlerin Sosyal Sorumluluğu” başlıklı panelde yaptığı konuşmada “Medeni hukuk ülkelerinin önemli bir özelliği, gücün çok çeşitli çıkar grupları arasında bölünmesidir” dedi

 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Avrupa Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen konferanslar serisinin ilki gerçekleştirildi. Essex Üniversitesi Öğretim Üyesi. Prof. Dr. Mehmet Demirbağ’ın konuşmacı olarak katıldığı panelde “Anglosakson ve Kara Avrupası Hukuk Sistemlerinde Şirketlerin Sosyal Sorumluluğu” başlıklı konu ele alındı. 

 

Prof. Dr. Demirbağ, tarafından gerçekleştirilen kapsamlı sunumda, kurumsal sosyal sorumluluk ile bu mecranın yasal dayanakları arasındaki ilişki ele alındı. 10 farklı başlık altında sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Demirbağ, konuşmasında, “Anglosakson hukuk sistemini benimseyen ülkelerde, sadece resmi düzenlemeler nedeniyle değil, aynı zamanda paydaşlar arasındaki daha gevşek resmi bağlar ve yönetime verilen daha sınırlı bir takdir yetkisi nedeniyle kar maksimizasyonu dışındaki gündemlere, sosyal sorumluluk faaliyetleri gibi daha az ilgi gösterilecektir” dedi. “Medeni hukuk ülkelerinin önemli bir özelliği, gücün çok çeşitli çıkar grupları arasında bölünmesidir” diyen Prof. Dr. Demirbağ, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Alternatif olarak, kurumsal sosyal sorumluluğun liberal piyasalarda daha büyük önem taşıyabileceği tartışılabilir. Anglosakson hukuk sistemini benimseyen ülkelerde devlet, toplumlar ve şirketler arasındaki ilişkileri istikrarlı bir sosyal altyapı sunarak dengelemek için aynı ölçüde güvenilir değildir. Yine de değişim ilişkileri kurmak için gerekli olan şey bir miktar diyalog ve güven. Bu nedenle, kurumsal hayırseverlik ‘büyük şirketlerin gücünü meşrulaştırmak için ideolojik bir hareket olarak’ ortaya çıkmış ve devam etmiştir. Firmaların, kendine has ve acil meşruiyet krizlerinin yol açtığı önlemleri uygulama olasılıklarının daha yüksek olduğu iddia edilebilir.” 

 

‘Yolsuzluk varsa kurumsal yönetim olmaz’

Yozlaşma ve sosyal sorumluluk konusunda da görüş bildiren Prof. Dr. Demirbağ, şunları dile getirdi: “Bazı çalışmalar, derin bir yolsuzluk ortamında iyi bir kurumsal yönetimin mümkün olmadığını göstermiştir. Yolsuzluk, kurumsal mekanizmalar tarafından kontrol edilmediğinde, firmalar maliyetleri kontrol etmek zorunda kalabilir ve bu nedenle özel amaçlar için daha az kaynak tahsis edebilirler. Bununla birlikte, yolsuzluğun olmadığı durumlarda, şirketler sosyal ve hayırsever amaçlar için daha müşfik olacaktır. Hükümetsel ve politik zimmete para geçirme korkusu, hayırseverliği ve dolayısıyla kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerini oldukça yozlaşmış bir çevrede azaltabilir. 

 

Yasadışı bir ortamda yasa dışı hareketlerin firmaların işlem maliyetini artırdığı ve kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerini ve yeniden yatırımlarını tehlikeye attığı da iddia edilmektedir.”