Anasayfa Makaleler Acentelerin, Distribütörlerin, Bayilerin ve Frachise Alanların Denkleştirme İstemi (Portföy Tazminatı) Hakkı



Acenteler, distribütörler, bayiler ve franchise alanlar, sözleşmenin sona ermesi ile belirli şartların oluşması halinde bir denkleştirme istemine (portföy tazminatına) hak kazanırlar. Bu makalemizde, portföy tazminatına hangi şartlarda hak kazanılacağı açıklanacaktır.

Yazar: Av. Haşmet Ozan Güner

10.03.2017

 


 

Türk Hukuku belirli şartların varlığı halinde; acentelere, distribütörlere, bayilere ve franchise alanlara sözleşmenin sona ermesi halinde bir denkleştirme istemi (portföy tazminatı) talep etme hakkı verir. Bu; acentenin / distribütörün / bayinin / franchise alanın geliştirdiği pazar itibarı ve müşteri tabanının karşılığı olan bir “hakkaniyet ödemesi”dir.

 

Denkleştirme Tazminat Hakkının Başlangıcı

Türk Ticaret Kanunun 122. maddesinin 1. fıkrasında aşağıdaki hallerde işverenin acentelere denkleştirme tazminatı ödemesi hüküm altına alınmıştır:

a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,

b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve

c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa.


Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. Sözleşme kendiliğinden sona ermişse veya müvekkil tarafından sözleşmede yer alan önceden bildirimle fesih hakkını kullanmışsa dahi portföy tazminatı hakkı doğabilir.

 

 

Bu kural, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık (münhasır distribütörlük veya bayilik) ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır. Örneğin, bir bölgede tek yetkili olarak franchise hakkı almış olan taraf da bu hükümen yararlanabilecektir. Münhasır yetki sözleşme ile tanınmış olabileceği gibi, sözleşmede yazılı olmasa da taraflar arasındaki uygulama o yöndeyse yine de varlığı kabul edilebilir.

Portföy tazminatının sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde talep edilmesi gerekir.

 

Portföy tazminatı hakkından feregat

Portföy tazminatından önceden vazgeçilemez edilemez; böyle bir vazgeçme veya feragat varsa dahi geçersizdir. Ancak bu haktan sözleşmenin sona ermesinden sonra vazgeçilmişse, bu vazgeçme kural olarak geçerlidir.

 

Yabancı hukuka tabi sözleşmelerde portföy tazminatı hakkı

Kanunda açık hüküm olmamakla birlikte, yabancı hukuka tabi sözleşmelerde Türk hukukunun denkleştirme istemine (portföy tazminatına) ilişkin kurallarının uygulanamayacağı yönünde Yargıtay kararları bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, örneğin eğer sözleşmede sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların başka bir ülkenin hukukuna göre çözüleceği yazılı ise, Türk hukukunda yer alan portföy tazminatı kurallarının uygulama alanı bulması çok düşük bir ihtimaldir. Ancak, bazı yabancı ülkelerin hukuk sistemleri de portföy tazminatı veya benzer haklara yer vermektedir. Bu nedenle, yabancı hukuk seçilmiş olan sözleşmelerde konu o ülkenin hukukuna göre değerlendirilmelidir.

 

Portföy tazminatı tutarının hesaplanması

Türk Ticaret Kanununa göre, acenteler için portföy tazminatı acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.

Kanun; distribütörler, bayiler ve franchise alanlar için böyle bir üst sınır ön görmemiştir. Bazı hukukçular, bunlar için son beş yıllık brüt kârın ortalamasının dikkate alınması gerektiğini ileri sürmektedir. Diğer bazı hukukçular ise bu hakkaniyetsiz bir sonuca yol açar. Çünkü acentenin risk ve masrafları, söz konusu diğer ilişki tiplerine göre daha düşüktür. Örneğin; acentenin pazarlama masrafları, stok riski, dağıtım riski, kredi/tahsilat riski, fiyat dalgalanmaları riski yokken, distribütör için bu riskler (ve dolayısıyla risk maliyetleri) mevcuttur. Bu nedenle distribütörün brüt kârı da benzer faaliyetleri acente olarak yürütenlerden fazla olacaktır. Bu nedenle bu hukukçulara göre distribütörler, bayiler ve franchise alanlar için, aynı faaliyet acentelik olarak yürütülse idi acentenin hak kazanacağı komisyon veya diğer ödemeler ne kadar olur idiyse o tutarın son beş yıllık ortalaması dikkate alınmalıdır. Bu hesaplama da, distribütörlerin / bayilerin / franchise alanların brüt karından bu maliyetler ve risk maliyetleri çıkarılarak yapılır.

Yukarıdaki açıklamalar, portföy tazminatının üst sınırına ilişkindir. Gerçek portföy tazminatı tutarı ise; sözleşmenin ne kadar sürdüğü, acentenin (veya distribütörün vs.) geliştirdiği pazar payı ve bunun için harcadığı çaba, ürün ve hizmetlerin niteliği, ürünlerin markasının bilinirliği, müşterilerin söz konusu ürün veya hizmetlere bağlılığı gibi hususlar dikkate alınarak hesaplanır.

Uygulamada, portföy tazminatına ilişkin davalarda hesaplama mahkemece atanan bilirkişiler tarafından yapılmaktadır.

 

SONUÇ: 

•   Tedarikçiler, portföy tazminatına ilişkin hukuk kurallarını dikkatle incelemeli, sözleşmeleri düzenlerken bunun yaratacağı risk ve maliyeti dikkate almalı ve bundan kaçınmak için sözleşmeleri alanında uzman avukatlarla hazırlamalıdır.

•   Tedarikçiler, sözleşmenin feshi sırasında karşı tarafın hak edebileceği portföy tazminatından kaçınmak veya bunu en aza indirmek için fesih aşamasında da alanında uzman hukukçulara danışmalı, fesih sürecini avukatlarla yürütmelidir.

•   Acenteler, distribütörler, bayiler ve franchise alanlar, sözleşmelerin hazırlığı, imzalanması ve feshi sırasında portföy tazminatı haklarını teminat altına almak ve kaybetmemek için alanında uzman avukatlarla çalışmalıdır.

 


Yukarıdaki metin bilgilendirme amaçlı olup, hukuki tavsiye niteliğinde değildir.